Ajax'ın Eski Arka Bahçesi: Germinal Beerschot


Ajax altyapı kelimesini duyduğumuzda aklımıza gelen ilk kulüplerden biri. Ajax sadece oyuncu yetiştirme konusunda değil oyuncu tarama-keşfetme yönünden de ileride olan bir kulüp. Bu sistemi artık kulübün temellerine oturttukları için başarılı olmamaları için de bir sebep yok. 

Ajax genç oyuncularını yetiştirirken bir yandan da pilot takım sistemini kullanıyor. Bu sisteme göre anlaşma imzaladığı takımların yetenekli genç futbolcularını bünyesine katarken oynaması gereken yaşa ulaşmış futbolcularını bu takımlara göndererek hem forma giymesini sağlıyor hem de gönderildiği kulüp gelecek vaadeden futbolcularla çalışmış oluyor. Ülkemizde Galatasaray'ın Beylerbeyi'ni satın alarak yapmak istediği hamle de bu amaçları taşıyordu fakat bazı yaşanan olumsuz durumlar neticesinde bu önemli proje sona erdi.

Biz Ajax'a geri dönelim. Ajax'ın pilot takım anlaşması yaptığı kulüplerden biri de Germinal Beerschot'du. Geçmiş zaman kullanmamın sebebi bu anlaşmanın halen uygulandığına dair bir emarenin olmaması. Biraz geçmişe dönüp Germinal-Ajax ilişkisini incelediğimde ilginç sonuçlarla karşılaştığımı söyleyebilirim. Şimdi bu işbirliğinin verdiği meyveler hakkında bilgiler verelim.

Germinal alt yapısında parlayan Toby Alderweireld, Jan Vertonghen ve Thomas Vermaelen as takımda forma giymeden Ajax'a transfer olur. Şimdi geldikleri nokta ortada. 3 oyuncu da Belçika milli takımının değişmez isimleri haline gelmiş durumda. Ajax da 18 yaşındayken transfer ettiği Aaron Mokoena'yı Germinal'e gönderir 2000 yılında. Burada gösterdiği performansla önce Genk sonrasında Blackburn Rovers formasını giyer Mokoena. Germinal alt yapısında sivrilen Moussa Dembele ise Willem II'ye transfer olur. Dembele'nin de bu yaz Fulham'a imza attığını belirtelim.

Ajax'ın bu hamleleri tüm hızıyla devam edecektir. Darısı bizim takımlarımızın başına diyelim. İlk aşamada olumsuz sonuçlar alınmış olabilir. Fakat korkmadan, sabır göstererek bu sistemi denemeli kulüplerimiz. Futbolu bırakan tecrübeli futbolcularımızın, yetenekli antrenörlerimizin de sürece dahil olmasıyla önemli başarılar elde edebileceğimizi düşünüyorum.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Buonanotte Geri Döndü


Diego Buonanotte. Arjantin'in yetiştirdiği en önemli yetenekleri arasında anılıyordu geçen sezon. Sezon sonu Avrupa kapıları açılacaktı belki kendisine fakat olmadı. Geçirdiği trafik kazası Diego'yu 'ince çizgi'nin diğer tarafına geçirebilirdi. Mucizeyle hurdaya dönen araçtan sağ çıktı. Diego kaldı bu tarafta fakat yanındaki 3 arkadaşı onun kadar şanslı değildi.

Bu kazadan sonra futbol hayatının büyük ihtmalle bittiğini düşünürken yeşil sahalara geri dönen Buonanotte pazar günü de golle tanıştı. Gol sevinci görülmeye değer. Futbolu, golü ne kadar özlediğinin dışa vurumu adeta. Belki yaşlı kıtaya transferi bir kaç sezon gecikecek fakat Diego için artık bu konunun o kadar da önemli olduğunu düşünmüyorum. Buonanotte çok uzun süre uzak kaldığı yeşil sahalara eskisinden daha hırslı bir şekilde dönecektir. Tabii ki kaybettiği arkadaşlarını da hatırlayarak...

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Geleceğin Belçika'sı


Euro 2012 eleme gruplarının kuraları çekildiğinde ilk söylediğimiz şey, Almanya'nın liderlik için en büyük favori olduğu, ikincilik için de Türkiye, Belçika ve Avusturya'nın mücadele edeceğiydi. Yine de ikincilik için en büyük rakibimiz olarak içten içe Belçika'yı görüyoruz. Bunda Belçika ile 2010 Dünya Kupası eleme grubunda yine aynı grupta yer almamız ve iki karşılaşmada da mağlup edememiz önemli bir yer tutuyor şüphesiz. Her ne kadar günümüzde büyük turnuvalarda Belçika'yı göremesek de başarılı bir futbol tarihine sahipler.

1982'den başlayarak 2002 yılına kadar 6 Dünya Kupası'nada katılma başarısı gösteren Belçika 2002'den sonra düşüş dönemine girdi. Bu da onları yeni bir yapılanmaya gitmeye zorladı. Aime Anthuenis, Rene Vandereycken ve Dick Advocaat sırasıyla teknik adamlık görevini üstlense de hiçbiriyle istikrar sağlanamadı. K.V. Kortrijk takımını 14. sıradan alıp normal sezonu Standard Liege'in üzerinde 5. sırada bitirmesini sağlayan Georges Leekens bu başarısıyla federasyonu etkilemiş olacak ki takımın başına onu getirdiler. Şimdi de bu başarısını milli takımda da göstermek için mücadele ediyor.

Leekens'in elinde yeni bir yapılanmaya gidebileceği, genç ve yetenekli futbolcular bulunuyor. Almanya ve Türkiye maçları için açıkladığı kadroda 25 yaşının üzerindeki futbolcu sayısı yanlızca 5. Takım tecrübesiz olabilir fakat bir o kadar da dinamik ve güçlü fiziğe sahipler. Kazakistan karşısında ikinci yarı dökülen milli takımımız salı gecesi karşısında dirençli bir takım bulacak. Kazakistan maçında duran top hastalığımızın iyileşmediğini birkez daha gördük. Belçika'da ise bu hastalığımızı çok iyi değerlendirecek uzun boylu birçok oyuncu mevcut. Lukaku (1.91 m), Fellaini (1.94 m), Van Buyten (1.96 m), Kompany (1.93 m) bunlardan bazıları. Dirençli savunma ve orta saha oyuncuları rakibin her an pozisyon üretebilecek önemli oyuncularına baskı ve gerekirse faul yaparak durdurma yoluna gidiyor. Almanya karşısında en çok faul yaptıkları futbolcunun Mesut Özil olması da bunun kanıtı. Dembele ve Hazard gibi topla hızlı çıkabilen oyuncularıyla kontra atağı çok iyi uygulayabilen, etkili bir takım Belçika.

Bu kadar etkili bir takıma sahip olmalarının en önemli sebeplerinden biri de futbolcu devşirme konusundaki başarılarında saklı. Kadrolarında yer alan Lukaku, Vanden Borre ve Benteke Kongo, Dembele ise Mali kökenli. Bu gibi yetenekli futbolcular kulüplerinde yedek kalmıyor, düzenli olarak forma giyiyor. Örneğin 1990 doğumlu Benteke'yi yedek oturmaması için Mechelen'e gönderdi Standard Liege. Lukaku keza Anderlecht'e sürekli oynuyor. Bu yüzden böyle oyuncuları hem kulüpleri hem de uzun vaadede milli takımları kazanmış oluyor. Belçika liginde yer alan takımlar Avrupa ölçeğinde başarılar elde edemiyor fakat Belçika'da göze batan gençleri toplayan Hollanda takımları- özellikle Ajax- bu oyuncuları iyi bonservis ücretleriyle Premier Lig gibi önemli futbol arenalarına gönderiyor. Belki bir gün alıcı takımlar oyuncuları pişiren Hollanda'ya değil de bu futbolcuların asıl kaynağına yani Belçika'ya yönelir. Belçika'da kalan genç oyuncular ise formasını giydiği takımlarda forma şansı bulabiliyor. Yıldız oyuncu azlığı nedeniyle yetenekli gençlerin pişebileceği bir ortama sahip Jupiler Pro League. Bu yüzden ileride Hollanda aktarmalı değil, doğrudan büyük liglere oyuncu ihracatına başlayabilirler.

Sonuç olarak Belçika bu grupta başarısız olabilir fakat gelişimi dikkatle takip edilmesi gereken futbol ülkelerinden biri. Gelecek yıllarda adından söz ettirecek başarılar yakalayabilirler. Bunun için gereken potansiyele de sahipler. Gereken şey sabır, tecrübe ve takım olgusunu kazanmak. O yüzden şimdiden çok gelecek daha önemli Belçikalılar için...

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

İrlanda'nın Laneti


Kunduracılığı bırakıp futbola merak salmışlar İrlandalı cinler, ve kaybolmasınlar diye bin yıllardır üzerlerine mıhlanmış gözlerin tüm lanetini ocaklarında eritip Fransa'nın hezimeti için kullanıyorlarmış. Gözlerini bir an bile kırpmadan Fransa'ya bakıyorlar bu vakitler. Aslında Fransa'nın hâli cin çarpmıştan daha beter, ama içimdeki İrlandalı mevzuyu o aslan parçalarına bağla diye bas bas bağırıyor. Dünya Kupası'nda yaşanan skandalların ardından Blanc'la yeni bir döneme başlayan Fransa ilk maçında evinde Belarus'a yenildi. Domenech'in yönetiminde oynadıkları maçlarda bir türlü istenen baskılı, etkili oyunu sergileyemeyen Fransa, Belarus karşısında da istenen organize atakları gerçekleştiremedi. Üstelik Belarus'a önemli birkaç pozisyon verdiler. Blanc maç sonundaki açıklamasında yenilgiyi eksik ve cezalı oyuncuların fazlalığına bağladı. Gruptaki bir sonraki maçlarını Bosna Hersek deplasmanında oynayacaklar. Bosna deplasmanında onları çok zor bir maç bekliyor.

Grupta 3 Eylül'de oynanan karşılaşmalarda Romanya evinde Arnavutluk ile 1-1 berabere kaldı. Bosna ise Lüksemburg deplasmanından 3-0'lık galibiyetle döndü. Elemelere iyi başlayan Bosna Hersek Fransa'yı da yenerek grupta ipleri eline almak isteyecek. Susiç, Fransa'yı bir daha bu durumda yakalayamayacağının bilincinde olmalı. Misimovic, Ibricic, Ibisevic, Pjanic ve Dzeko... Kısacası Blanc'ın işi zor. Hamdi Alkan'a bir danışsa? Mevzuyu biraz daha zorlarsam Fransa'dan sonra ben çarpılacakmışım. Öyle duydum...

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Bursaspor'a İsveç Kayası: Gustav Svensson


Transfer dönemini en yararlı geçiren takımlardan biri olan Bursaspor, transferin son gününde de boş durmadı ve İsveç'in IFK Göteborg takımından Gustav Svensson'u kadrosuna kattı. Nunez, Steinert gibi Türkiye'de pek tanınmayan bir oyuncu Svensson. Defansif orta saha pozisyonunda görev yapan Svensson 23 yaşında.

İstatistiklerini incelediğimizde Göteborg'da son 3 sezondur düzenli forma giydiğini görüyoruz. Göteborg'un Avrupa'da adından söz ettiren bir kulüp olamaması nedeniyle Gustav henüz tam anlamıyla parlamış bir isim değil. İsveç milli takımında 2 defa forma giyen Svensson İsveç 21 yaş altı takımında ise 7 maça çıkmış. Göteborg taraftarları bu transfer nedeniyle üzgün. Svensson takımın önemli bir parçası olduğu için ayrılmasına üzülselerde, artık kendisini Şampiyonlar Ligi gibi üst düzey arenada denemek istemesini anlayışla karşılıyorlar. Üzüldükleri diğer bir konu ise takımın en önemli ve gelecek vaadeden futbolcusunu İngiltere, İspanya gibi büyük liglere değil Türkiye'ye satabiliyor olmaları. Bu nedenle lig kalibrelerini sorguluyorlar hatta.

Şimdi de Svensson'un Bursaspor'a yapacağı katkılar hakkında birkaç kelam edelim. Bursaspor'un ön libero mevkisinde Kirita, Ozan Has, Hüseyin Çimsir ve son olarak Svensson'la birlikte 4 oyuncu mevcut. Bu rotasyonun sonucunda çok mecbur kalınmadıkça Kirita tribünde oturan isim olacaktır. Ertuğrul Sağlam'ın Svensson transferini ön liberoda görev verdiği Hüseyin'in yerini daha kaliteli bir isimle doldurma amacıyla gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Hüseyin iyi mücadele ediyor olabilir fakat artık mücadeleden fazlasına ihtiyacı var Bursaspor'un. Sadece geri ve yan paslar değil, gerektiğinde ileriye, kanatlara atılacak süpriz paslara da ihtiyacı var. Tabi ki Svensson'un bu beklentileri karşılayıp karşılayamayacağını ileride göreceğiz. Ayrıca İsveç liginde 21. hafta geride kaldığı için Svensson hazır olarak gelecek Bursaspor'a. Bu sayede maç eksiği, antrenman ihtiyacı gibi problemler yaşamayacaktır. İlerleyen haftalarda yorgunluk problemi ortaya çıkarsa daha önce saydığımız rotasyon devreye girebilir. Milli maç ve ara transfer dönemi gibi lige verilen aralar da iyi gelecektir Svensson'a.

Gustav Svensson 2009 Avrupa 21 Yaş Altı Futbol Şampiyonası'nda scoutların radarına girmeyi başardı. 26 Haziran 2009 tarihinde de Manchester United resmi sitesinde kendisiyle ilgili bir scout raporu yayınlandı. Şimdi bu raporu verip yazıyı sonlandıralım.

İncelendiği Maç: İsveç 3-1 Sırbistan

İtalya ve Belarus karşısında gösterdiği muhteşem performansın bir benzerini de Sırbistan karşısında gösterdi. İsveç defansını derleyip toplayan isim olan Svennson, aynı zamanda 5-1 kazanılan Belarus maçında takımı adına 4. golü attı.

Kuvvet yönleri: Ne yaptığını bilen, oldukça çalışkan, hızlı ve oldukça etkili şutlar atabilen bir futbolcu. Aynı zamanda stoper olarak da oynayabiliyor.

Zayıf yönleri: Büyük maç tecrübesizliği.

Uygunluk: Hargreaves'in sakatlığı sürerken Fletcher onun pozisyonda yalnız. Carrick de orada oynayabilir fakat onun ileride oynaması daha iyi olacaktır. Svensson Hargreaves ve Fletcher için oldukça iyi bir alternatif olabilir.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Misimovic ve Insua Sonrası Galatasaray


Transferin bitmesine 2 gün kala yaptı yapacağını Galatasaray. Misimovic için pazarlıkların yapıldığı bilinse de Insua beklenmeyen bir isimdi. Hakan Balta'nın düşük performansı, Çağlar'ın sakatlığıyla iyice sorun haline gelen sol bek mevkisi için önemli bir transfer Insua. Opsiyonuyla gelmesi de sevindirici. Eğer burada dikiş tutturabilirse çok kaliteli, genç bir oyuncu kazanacak Galatasaray.

Insua transferi bence en çok Hakan Balta'yı sevindirmiştir. Hakan'ın bek yerine stoperde daha sağlam iş çıkartacağını düşünenlerdenim. Rijkaard'ın sol bekte Serkan Kurtuluş, Uğur gibi denemeler yapmaya gerek duymayacak olması sevindirici diğer bir nokta. Sabri ve Insua ile ofansif iki beke sahip artık Galatasaray. Bunun takım savunmasına yapacağı etkiyi bir sonraki bölümde ele alacağız. Insua'nın gelişiyle Rijkaard'ın stoper bölgesinde tercih alanı da genişlemiş oldu. Gökhan Zan, Servet, Neill, Ali Turan ve Hakan Balta. Bu beş oyuncudan Neill-Hakan Balta ikilisini tercih edeceğini düşünüyorum Rijkaard'ın. Bunu da geçen sezonun son bölümünde Servet'i kulübeye çekip Neill-Hakan ikilisini kullanmasından anlıyoruz. Rijkaard'ın Hakan Balta'dan sonraki alternatifi de Gökhan Zan olacaktır.

Misimovic'e gelirsek onun hakkında kaliteli, teknik ve son vuruş yeteneğine sahip bir 10 numara tanımlamasını yapabiliriz. Önünde oynadığı forvetleri müthiş paslarıyla besleyebilen Misimovic, bu özelliği sayesinde Bundesliga'da birçok gol kralı çıkardı. Önce Gekas, ardından Dzeko-Grafite ikilisinin gol istatistiklerine katkı yaptı. Sadece asıl patlama yaptığı takım olan Wolfsburg'da 65 maçta 17 gol ve 37 asist(veri: transfermarkt) gibi müthiş bir istatistikle oynadı. Misimovic'in kariyerini etkileyecek sakatlık sorunu da yaşamadığını da belirtelim bu arada. Kewell'dan sonra oyun zekası bu kadar iyi olan Misimovic'in de Galatasaray'ın hücum etkinliğini arttırabilecek çok önemli bir silah olacağı şüphesiz. Misimovic'in kalitesinin yanında olumsuz sayılabilecek özelliği ise sahada koşmaması. Takım savunmasının bundan etkilenmemesi için Rijkaard'ın tercihleri neler olacak önemli bir konu. Fakat yüksek pas yüzdesi, topu kullanma becerisiyle topun daha fazla Galatasaray'da kalmasını sağlaması takım savunmasına katkısından daha önemli. Bu sayede orta sahanın yükünü azaltacak, basitçe kaptırılan topların ardından kapasitelerini zorlayan Galatasaray defansif orta saha elemanları daha sık dinlenme fırsatı bulacaktır. Hücumdaki etkisinin yanında, dolaylı da olsa bu şekilde defansif bir katkı yapacaktır Misimovic.

Neill, Insua ve Baros'un ilk 11'de yer alacağını düşünürsek geride kalan 3 kontenjan için Cana, Elano, Kewell, Pino arasından Rijkaard'ın seçim yapması gerekecek. İlk bölümde de bahsettik. Sabri ve Insua gibi iki hücumcu bekin de sahada olması orta sahada yapılacak tercihleri daha da önemli hale getiriyor. Bu yüzden Rijkaard savunma direncinin kırılmaması için Cana'yı tercih edecektir. Zorlu lig karşılaşmalarında Cana'nın yanına iyi koşabilen Barış ve içeride oynanacak nispeten zayıf Anadolu takımlarına karşı Barış'a göre topu daha iyi kullanabilen Ayhan tercihi yapılabilir. Bu durumda sağ ön bölgede Pino, Kewell ve Elano rotasyonu sağlanmış olacaktır. Bu rotasyon sayesinde Kewell sezon içerisinde daha sağlıklı kullanılabilir. Transfer dönemi bitmeden Baros'a partner gelmesse Kewell bu bölgeye de aday bir oyuncu olarak kalmaya devam edecektir.

Misimovic ve Insua transferleri sonrasında Galatasaray için daha umutlu konuşabiliriz fakat bu herşeyin bir anda olumlu yönde değişeceği manasına gelmiyor. Lincoln'ün transferi sırasındaki atmosfer ve sonrasında yaşananları hatırlamakda yarar var. Bu oyun FM'deki gibi 'Insua, Misimovic de geldi tamamdır!' gibi basit değil, daha fazla ayrıntıyı içinde barındırıyor. Umarım bu iki oyuncu herşeyleriyle takıma adapte olur ve kalitelerini sahaya başarıyla yansıtır.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

Genoa 2010-2011

Serie A'nın ilk haftası bugün sona erecek. Milan'ın Ibrahimovic transferi, gözlerin bir kez daha İtalya'ya çevrilmesini sağladı. Fakat benim asıl dikkat çekmek istediğim Genoa'nın transfer hamleleri. Geçen sezon 9. bitirdikleri Serie A'da bu sezon daha da yukarı çıkmak için kadrolarında önemli değişiklikler yaptılar.

Genoa taraftarlarının bu sezon umutlu olması için çok sebebi var. Önce gelen ve giden oyunculara bakalım:
Gelenler:
Eduardo-Braga, 4.5 milyon euro
Rafinha-Schalke, 9 milyon euro
Zuculini,Hoffenheim, 700 bin euro
Kevin Prince Boateng-Portsmouth, 6.5 milyon euro
Chico-Almeira, 5 milyon euro
Diego Angelo-Naval, 1.5 milyon euro
Miguel Veloso-Sporting Lizbon, 14 milyon euro
Toplam: 41 milyon euro

Gidenler:
Forestieri-Udinese
Salvatore Bocchetti-Rubin, 9.5 milyon euro
Sergio Floccari-Lazio, 8.5 milyon euro
Sokratis Papastathopoulos-Milan, 7 milyon euro
Alberto Zapater-Sporting Lizbon, 7 milyon euro
Toplam: 32 milyon euro

Amelia'yı Milan'a kiralık gönderen Genoa, Braga'dan Eduardo'yu transfer etti. Savunmanın 2 önemli oyuncusu Bocchetti ve Papastathopoulos'un takımdan ayrılması dengeleri bozacak gibi görünse de takımda hala Criscito, Danielli, Moretti ve geçen sezon Bari'de 34 maçta oynayan genç Ranocchia gibi kaliteli isimler mevcut. Sağ bek pozisyonunda bu sene sıkıntı yaşamayacaktır Genoa. Rafinha'yı Schalke'den de tanıyoruz. Savunmanın yanısıra hücuma da önemli katkı sağlayabilen bir oyuncu. Chico ise Almeira'nın La Liga'yı 13. bitirdiği sezon 27 lig maçında forma giymiş. Rafinha'nın yokluğunda iş yapacaktır.

Genoa en önemli transferlerini ise orta saha bölgesine yaptı. Veloso'nun Serie A'da çok iyi işler yapacağını ve çok geçmeden büyüklerin peşine takılacağını öngörmemiz yanlış olmaz heralde. Geçen sezon Hoffenheim'da forma giyen Arjantinli oyuncu Zuculini ise gelecek vaadeden oyuncular arasında gösteriliyor. Genoa'da kendisinden beklelen patlamayı gerçekleştirirse takımına önemli katkılar sağlayacaktır Zuculini. Sporting Lizbon'a gönderilen Zapater Genoa için kilit oyuncuydu. Bu bölgeye Veloso yerine daha orta kalitede bir transfer yapılsaydı Genoa'nın Zapater'i arayacağını söyleyebilirdik belki. Fakat Veloso ve Zuculi'ni ile derinleşen orta saha kadrosu Zapater'i aratmayacaktır.

Forvette ise önemli oyuncularından Floccari'yi Lazio'ya yaşına göre çok iyi bir bedelle sattı Genoa. Bu bölgede takımdan ayrılan bir başka oyuncu ise Forestieri. Udinese'ye transfer olan Forestieri ile ilgili umutluydum fakat geçen sezon kiralık gittiği Malaga'da oynadığı 20 maçta 1 gol atmış. Anlaşılan bu performansı teknik adam Gasperini'yi tatmin etmemiş. Giden bu iki oyuncunun yerini doldurmak için Bayern'den Luca Toni'ye bonservis bedeli ödemeden kadrolarına kattı Genoa. Geçen sezon Roma'da 15 maçta 5 gol atma performansı gösteren Toni bu sezonda iş yapacak mı göreceğiz. Toni'nin dışında Sculli, Palladino ve Rodrigo Palacio gibi önemli oyuncular da takımın gol yükünü çekecek kapasiteye sahipler. Geçen sezon Serie A'da 57 gol atan Genoa bu sezon bu 4 oyuncusu ile daha fazlasını atmayı başaracak gibi.

Genoa bu sezon can yakacak takımlar arasında yer alacaktır. Ligde Avrupa kupalarına katılmak için büyük bir mücadele vereceklerdir. Tahminim ilk 7 arasında sezonu bitirir Genoa. Bu arada Serie A'nın yayın hakkını alan bir kanal henüz yok ülkemizde. İlerleyen günlerde bir kanalın yayın hakkını almasını umalım. Bu sezon Serie A'da daha zevkli mücadeleler izleyebiliriz.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS